Geri git   ForumFinal > Pro Aşk & Sevgi > Aşk & Sevgi

Aşk & Sevgi Sevgi ve Aşka dair herşey sizlerle

Özel Konu Ve Duyurular
RadyoFinal
Get the Flash Player to see this player.


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
AŞkÇa..
Konudaki Cevap Sayısı
6
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
50


Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Arama Stil
Alt 23.03.09, 03:17   #1
MeyRa
Çırak Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Mar 2009
Mesajlar: 97
Konular: 31
İtibar Gücü: 0
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi : MeyRa is on a distinguished road
Standart AŞkÇa..

AŞK KORKAKLARI..

Aşk ayaklarınızın ucuna kadar geliyor ama kaçıyorsunuz. Çünkü görmüyorsunuz. Çünkü “acıların tiryakisi olmuşsunuz” içinizdeki acılarla yaşamak kolayınıza geliyor.

Herkes kendince bir şeyler yaşıyor. Yaşarken acılarla da karşılaşıyorsunuz kuşkusuz. Hatta bazen “ Ben öyle çok acı yaşadım ki…” bile diyorsunuz. Yaralar açılıyor içinizde. Her yara kendi acısını besliyor. Siz unutmayasınız diye yaralar acılarınızı büyütüyor, kapatamıyorsunuz yaralarınızı. Kapatmaktan korkuyorsunuz. Çünkü yaranızı kapatmazsanız, kurcalamazsanız, deşmezseniz acılarınızla yüzleşemezseniz, bir daha yara almamayı, acı duymamayı umuyorsunuz.

ACIYI KANIKSAMAK..


Acıyla yaşarken, hatlarınızın daha hafif geleceğini sanıyorsunuz. Öyle bir an geliyor ki, hataların ve onların açtığı yara hayatınızın bir parçası haline geliyor. Kanıksıyorsunuz acıları. “Ben zaten her acının tiryakisi olmuşum” diyerek ruhunuza aykırı gelen bir hayat felsefesi oluşturuyorsunuz. Bir de bakıyorsunuz ki artık hiçbir şey acıtmıyor içinizi. Çünkü acı siz oluyorsunuz. Acı sizi acımasız yapıyor. Kendinize olduğunuz kadar başkalarına da acımasız oluyorsunuz.

Aşk yanı başınıza kadar geliyor ama acıyı kanıksamışsınız ya, duymuyorsunuz sesini, görmüyorsunuz. Çünkü aşkın gücü sizi aşıyor. Sizi daha da güçsüz bırakmasından endişe ediyorsunuz. Ve kendi kendinizi telkin ediyorsunuz.

Aşk bencildir istenmediği yerde durmaz.ben istemiyorsam çekip gider. Güvenmemeliyim. Herkes yalancıdır. Zaten aşk da yalandır. Kovduğunuzu sanıyorsunuz aşkı. Oysa asıl kovduğunuz kendi ruhunuz. Başkalarının sizi sevdiğini unutun ve şöyle düşünün. Acaba siz gerçekten kendinizi seviyor musunuz.? Sevgi başkalarının dışardan size verecekleri bir şey değil. Sevgiyi önce kendi içinizde büyütmelisiniz, sabırla ve inatla. Ancak sevgi şar içinizin kanayan yaralarını. Çünkü sevgi içinizin ta kendisidir.

KENDİNİZİ YARGILAYIN..


Size acı veren her şeye dayanma gücünü yüzleşme cesaretini ve her şeyden önce yaşamın ta kendisini veren yine sevgidir, aşktır. Aşkın size uzanan ellerine bir bakın. Kendinizi görün o ellerde kendinizi dipsiz kuyulara terk etmeyin. Kendinizi yargılamaktan kaçmayın. Kaçmak hiçbir şeye çözüm değil. Her kaçışınız yeni yeni acılar biriktirerek dönüyor ruhunuza. Acılarınız vücudunuzla sınırlı kalsaydı her şey daha kolay olurdu. Oysa içinize işliyor. Bu tahribatın vücudunuza yarattığı fırtınayı dindirebilir misiniz?

Küsmeyin içinizdeki sevgiyi küstürmeyin. Küskünlükler değil mi sizi asıl yaralayan.? Yüzlerinize yalan kokan gülücükler saklamayın. Sevgi yanı başınıza kadar gelmişse ve aldırmamışsanız işte o zaman yalnızsınız.

Ne kötüdür yalnız kalmak. İçinizden birikerek artan yalnızlığın acısını eksik heyecanlarla gidermeye başlarsınız. Bir türlü anlayamazsınız neyin eksik olduğunu. Eksikliğin ürkütücü yüzleşmesinden kaçmak için daha değişik tatlar arar bedeniniz. Ruhunuza yaşattığınızı sandığınız her yeni heyecan bir öncekini aratır olur. Bir gece vakti çıkmaz bir sokakta , devrilmiş çöp bidonlarının arasında bulursunuz kendinizi günün birinde. Ne zamanın, ne yerin önemi kalır. Kaybettiğiniz gülleri çöplerin arasında bulursunuz.


MASKESİZ OLUN..

Küçük kaçışlar yaşadığınızı ve böylece kurtulduğunuzu zannederken her seferinde kucağına atlıyorsunuz acıların. Kimse sizi zorlamıyor üstelik, bunu özgür sandığınız iradenizle yapıyorsunuz. Çünkü böylesi daha kolay diye düşünüyorsunuz. Acı çekmektense acını kendisi olmak daha kolay sanıyorsunuz. “ o zaman kimse ve hiçbir şey acı veremez, ben acının safında olduğum sürece” diyerek kendinizi kandırıyorsunuz.

Bırakın kandırmaların durgun yalancılığında yüzmeyi. Bir kez, ama en önemlisi son kez yüzleşmenin sarsıcı acısından kaçmayın. Sevginin aşılması güç duvarları arasında sizde yerinizi alın. Tüm benliğiniz, bedeniniz ve ruhunuzla. Tatminsiz sevgi yalanına kanmayın. Yalnızlığınızı, çıplaklığınızı ve hala kalmışsa içinizde henüz küstürmediğiniz svegi pırıltılarını ve tüm gerçekliğinizle kendinizi paylaşın. Sevginin, koşulsuz, ön yargısız, maskesiz, yalansız çıplaklığı sarsın ruhunuzu.

__________________
∙♥ Dαнα düη diyorsαη gэçэη yıĿĿαrα
GözĿэrindэ αηıĿαr нαĿα yэşiĿsэ
Vэ нαĿα ısĿαĸsα ĸirpikĿэrin
ßırαĸıp ßütüη mutĿuĿuĸĿαrı,
ßırαĸıp ßütüη güzэĿĿiĸĿeri ßir yαηα
ßэĸĿэdiηsэ yoĿĿαrımı
ßэĸĿэ gэĿiyorum... ؟∙♥




gєℓмєzѕєη вєη αηℓαтαмαм,ѕєη ѕöℓє уüяєğιмє.
ѕєηι вαηα gєтιямєуєη güηαнℓαяıмα уαηѕıη !
ѕöуℓє уüяєğιмє єƒєη∂ιм !
нαѕяєтιηє ∂αуαηαвιℓιуσяѕα αѕıℓ şιм∂ι şєутαηα αℓ∂αηѕıη!
MeyRa Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 23.03.09, 03:23   #2
MeyRa
Çırak Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Mar 2009
Mesajlar: 97
Konular: 31
İtibar Gücü: 0
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi : MeyRa is on a distinguished road
Standart Cevap: AŞkÇa..

AŞK MI ? MANTIK MI ?

Bir evliliğin yürümesi için hangisi gerekli? Aslında bu konu biraz karışık. Sadece aşk bir evliliğin yürümesi için yeterli değil. Demek ki ortasını bulmak gerek...
Evliliğin en temel nedeni aşk olmalı. Bu konuda hiçbir şüphe yok. Ama evlilik aşktan öte bazı şeyler ister. Çünkü çok uzun solukludur. Bu yüzden başta duyulan heyecanlar zamanla yerini başka şeylere bırakır. Bunu olgunca kabul edenler için sorun yok. Onlar, aşktan sevgiliye yumuşak bir geçiş yapıp evliliklerini bu çerçevede daha uzun yıllar sürdürebilir. Ama ya kabul edemeyenler.
Eşlerden biri ya da her ikisi bu olgunluğa erişememişse, kendini eğitememişse ve evliliğin yanı sıra başka hiçbir uğraşı yoksa o zaman aşktan sevgiye geçişi bir türlü kabullenemeyecektir. Evlilikte derinden sarsılacaktır. Zaten boşanmaların büyük çoğunluğu aşkların parlayıp söndüğü ilk 5 yıl içinde gerçekleşmektedir. En sık görülen boşanma nedenlerinden biride aslında heyecanın bitmesidir.

RUHSAL DOYUM ŞART

Aşk bir boyutuyla aşık olunan insanın temel ruhsal ve duygusal gereksinmelerini sevgilisinde doyurması demektir. İnsan bu gereksinmelerinin ne olduğunu tam olarak bilmese bile bir doyum duygusu tadar. Evlilik süresince çoğu zaman farkında bile olunmadan bu duygusal gereksinmeler değişir. İşte eşlerden birinin bu değişimi anlamaması duyarsız ve tepkisiz kalması, bir boşluk duygusunun doğmasına yol açacaktır. Ruhsal gereksinmeleri tam olarak karşılanmayan eş kendisinin bir yerde eşinin ise başka bir yerde olduğunu düşünür.
Bazı şeyler bir gün şaşılacak bir biçimde aralarında konuşulacak hiçbir şey kalmadığını fark eder. Diğer dostlarıyla konuşmakta zevk aldıkları konuları eşlerine açmak, onları tartışmak gelmez içlerinden. Bu başlangıçta heyecanın sağlam bir arkadaşlıkla desteklenmemiş olduğunun göstergesidir.

ÇOCUK KURTARIR MI ?

Çocuğun evlilik için kurtarıcı fikri son derece yanlış. Ancak evliliğin başka bir boyuta geçmesini sağladığı da gerçek. Çocuk mutluluk verebileceği gibi evlilik içinde ki sorunları artırabilir de... çocuk doğana kadar serbest kaygısız bir yaşam sürdüren çiftler bir den bire ağır bir sorumluluğu yüklenince sıkıntı duyabilir, hatta ruhsal çöküntü içine de girebilirler.
Çocukla birlikte gelen bir başka sorunda özellikle kadında yaşanan cinsel isteksizliktir. Kadının kendini çocuğa adaması, eşini ihmal etmesi, evde aradığı ilgiyi bulamayan erkeğin gözünü dışarı dikmesi anlamına gelir. Bu da kaçınılmaz bir sonuç doğurur aldatma... elbette bu cinsel soğukluk sadece kadında yaşanmaz. Erkekte eşinin hamilelikten sonra bozulan vücudunu kabul etmekte zorlanabilir. Bu durumda yapılması gereken çocuk yapma kararını birlikte almak ve en iyi zamanı kollamaktır. Sonuçların iyice düşünüp buna eşlerin birbirini hazırlaması gerekir.

BENCİLLİĞİN SONU..

Bencillik ve hoşgörüsüzlük de boşanmanın en büyük nedenlerindendir. Eşlerden birinin diğerini ihmal ederek kendi başına yada arkadaşlarıyla eğlenmesi en çok şikayet konusu olan noktalardan biridir. Bu daha çok kadınların yakındıkları bir sorundur. Burada önemli nokta kişinin karsına ya da kocasına sadece bir eş olarak değil aynı zamanda bir sosyal varlık olarak da görebilmesidir. Bir eşi sadece evin ekmeğini kazanan adam yada ev kadını ve çocukların annesi olarak görmek sonunda evliliği çıkmaza sokar.

CİNSELLİK ÇOK ÖNEMLİ..

Bir evliliğin yürümesinde en büyük etken cinsel uyumdur. Birbirini anlayan eşler arasında cinsellik önemli bir sorun çıkarmaz. Evlilik aynı zamanda karşılıklı cinsel eğitim süreci olarak da görülebilir. Zaman içersinde kadın ve erkek birbirinin cinsel eğilim ve kapasitelerine uyum gösterebilir. Cinsel uyumsuzluk çoğu zaman başka bir anlaşmazlığın sonucudur. Kadın ve erkek cinsel birleşmeyi reddederek birbirinden öç alırlar.
Sonuçta aşkla başlayan evliliğin akıl çerçevesine oturtmakta fayda var. Sevmediğiniz biriyle evlenemezsiniz. Yada sırf aşıksınız diye sizinle yaşam tarzı hiç uymayan biriyle aynı evi paylaşamazsınız...
__________________
∙♥ Dαнα düη diyorsαη gэçэη yıĿĿαrα
GözĿэrindэ αηıĿαr нαĿα yэşiĿsэ
Vэ нαĿα ısĿαĸsα ĸirpikĿэrin
ßırαĸıp ßütüη mutĿuĿuĸĿαrı,
ßırαĸıp ßütüη güzэĿĿiĸĿeri ßir yαηα
ßэĸĿэdiηsэ yoĿĿαrımı
ßэĸĿэ gэĿiyorum... ؟∙♥




gєℓмєzѕєη вєη αηℓαтαмαм,ѕєη ѕöℓє уüяєğιмє.
ѕєηι вαηα gєтιямєуєη güηαнℓαяıмα уαηѕıη !
ѕöуℓє уüяєğιмє єƒєη∂ιм !
нαѕяєтιηє ∂αуαηαвιℓιуσяѕα αѕıℓ şιм∂ι şєутαηα αℓ∂αηѕıη!
MeyRa Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 23.03.09, 03:26   #3
MeyRa
Çırak Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Mar 2009
Mesajlar: 97
Konular: 31
İtibar Gücü: 0
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi : MeyRa is on a distinguished road
Standart Cevap: AŞkÇa..

AŞKA HAYIR DENMEZ..

Aşkı planlayabilir misiniz? Aşık olacağınız zamanı önceden kestirebilir misiniz? Peki aşkınızın kime yöneleceğini? Siz yüreğinizi aşklara kapatırken zaman geçip gidiyor. Elinizde de koca bir hiç kalıyor.

Aşka set çekip, ' Şu aralar aşka ayıracak vaktim yok'' diyenler. İnsanın 'Nasıl yani?'diye sorası geliyor. Aşka vakit ayıramamakta ne demek? Günlük iş planı yapar gibi mi olacak yani? 'Dur önce evi temizleyeyim, ardından işe gideyim, elektrik, su telefon faturalarını yatırayım sonra da aşık olurum' mu diyeceksiniz? Yok böyle bir şey...

HUZUR MU ? AŞK MI ?

Huzurunu bozmak istemeyen insanlar vardır birde... çünkü sarp ve zorludur aşkın yolları. Çok şeyi göze alacaksınızdır kuşkusuz. Aşk sizi darmadağın edebilir. Bütün düzeniniz bütün hayatınız bir anda değişebilir. Uykusuz geceler, iç sıkıntıları, kıskançlıklar, yürek çarpıntıları, göz yaşları ve hiç dinmeyecek bir özlem yapışır yakanıza.
Durup dururken ağlamaya başlarsınız. Hayatın hep komik yanlarıyla ilgilenirken bir alınganlık peydah olur. Her şeye bir anlam yüklemeye , ortaya söylenmiş sözleri üzerinize almaya başlarsınız.
Ya korkular... Uzak kalmaya dayanamazsınız. Bir tek günü bile onsuz geçirmek işkence gibi gelir size. İmkansızlıklar, umutsuzluklar birbiri ardına sıralanıp durur. Aşktan sadece huzur ve zevk bekliyorsanız, yanlış yoldasınız. O zaman mevsimleri bile olmayan bir dünyaya sığınmanız daha iyi olacaktır.
Orada istediğiniz huzuru bulabilirsiniz belki ama ne gülüşünüz tamdır, ne de mutluluğunuz.

GERÇEK AŞK OLAYI..

Birde gerçek aşkı arayanlar var. Aslında bu aşkı kategorilere ayırmaktan başka bir şey değil. 'Gerçek Aşk' diye bir kavram varsa, ' gerçek olmayan aşk' ' sahte aşk' gibi kavramlarda olmalı. Bir de 'temiz aşk' kategorisi var. Peki 'kirli aşk' nasıl olacak o zaman?
Aşka yüklenen bu sıfatlar aslında insanların taşımaktan hoşlanmadığı sıfatlar. Aşkın gidişatını davranışlar belirlediğinden ' gerçek' yada ' sahte' olanlar işte bu davranışlardır.
Kandırmanın, yalanın, sahtekarlığın, iki yüzlülüğün ve bunların benzeri onlarca sının tek sorumlusu insandır. Ve biz, insanlara konduramadığımız bu sıfatları büyük rahatlıkla aşka yapıştırabiliyoruz. Birini sevebilmenin en önemli koşulu kendini sevebilmektir. Kendini sevmeyen insanların başkasını verecek sevgisi yoktur. Kendini seven insanların da sahtekar iki yüzlü ya da yalancı olabileceğini düşünemiyorum. ' Kötü' diye nitelendirebileceğimiz davranışları rahatlıkla yapabilen insanın kendisini sevmesi mümkün değil.
Aşkın içinde, tutku, özlem, şehvet, hüzün, sevinç ve hatta acıda vardır ama aşkın içinde sahtekarlık, yalancılık, iki yüzlülük girdiği anda o aşk olmaktan çıkar, çirkin bir oyun haline gelir.
İşte bu noktada önemli olan seçimlerimizdir. Yaşadığımız her şeyden biz sorumluyuz çünkü. Elbette aşık olduğumuz kişilik her yönüyle ilk anda tanımamız mümkün değil. Zamanla her davranışı değerlendirme olanağını bulacaksınızdır kuşkusuz. ' aşkın gözü kördür' derler ya bu doğru bir söz değil. Kör olan insandır sadece görmek istediğini görür.
Sonuçta aşkın hayatımıza katacağı şeyleri belirlemek bizim elimizde. Yaşanılan aşk insanın aynası olmalı.


NEDİR BU AŞK ?
Büyük bir kentin hengamesi gibi kulağımızı uğuldatan ve aslında bu gürültüyü çıkarmasından pek de rahatsızlık duymadığımız.

İyi ki varsın dedirten, ama kimi zaman yetersiz kalan...

Emirleri hep kendi veren...
Her defasında sonsuz bir yolculuğa çıktığımızı düşündüren ve yolculukta en fazla
gereken eşyayı evde bıraktığımızı düşündürtecek kadar şüpheli.
Biz daha kapıyı yeni çalıyor diye düşünürken o çoktan içimizde bir yere yerleşmeyi bilecek kadar kurnaz.
Kapıdan kovulsa bacadan girecek kadar inatçı.
Yaşadığımızda bize çok tanıdık gelecek senli benli...
Herkesin yüreğinde, gözünde, içinde, teninde olan...
Sade gibi görünen ama içinden çıkmayacak kadar karışık...
Dudaklarımızı dişletecek kadar çıldırtan ama mükemmel...
Aklımızı karıştıran ama baktıkça hayranlık duyduğumuz bir çift göz...
Dokundukça vazgeçemediğimiz, müptelası olduğumuz bir ten...
Soluk alışımız kadar kısa sürede kanıksadığımız ama yine de bizi sormadan gittiğinde kendimizi kirletilmiş gibi hissetmemize neden olan...
Sadece yıldızların şahit olmasına izin verebileceğimiz kaçamak bir sokak öpüşmesi...

Hep beş dakikası var dememize karşın saatlerce beklemeyi göze aldığımız bir randevu...

Geceleri uyurken yanımızda olduğunu hayal ettiğimiz ve yatağımızda her zaman yer bulabilecek en seçkin misafirimiz...
Yaparken keşfetmekten zevk aldığımız, her parçasını içimize yavaşça sindirdiğimiz ve bütüne ulaştığımızda sonsuz bir keyif duyduğumuz bir puzzle...
Kuralları kendisi koyarken bize karşıdan sırıtan, yaşarken zamanı yetiremediğimiz, geldiğinde sormadığı gibi giderken de bir eyvallah demeyecek kadar dünyalar hakimi...
Öfkemiz, zayıflığımız, şiddetimiz, gücümüz, kahkahamız, gözyaşımız, geçmişimiz, geleceğimiz, yorgunluğumuz, enerjimiz...
Hayatın taa kendisi
AŞK


__________________
∙♥ Dαнα düη diyorsαη gэçэη yıĿĿαrα
GözĿэrindэ αηıĿαr нαĿα yэşiĿsэ
Vэ нαĿα ısĿαĸsα ĸirpikĿэrin
ßırαĸıp ßütüη mutĿuĿuĸĿαrı,
ßırαĸıp ßütüη güzэĿĿiĸĿeri ßir yαηα
ßэĸĿэdiηsэ yoĿĿαrımı
ßэĸĿэ gэĿiyorum... ؟∙♥




gєℓмєzѕєη вєη αηℓαтαмαм,ѕєη ѕöℓє уüяєğιмє.
ѕєηι вαηα gєтιямєуєη güηαнℓαяıмα уαηѕıη !
ѕöуℓє уüяєğιмє єƒєη∂ιм !
нαѕяєтιηє ∂αуαηαвιℓιуσяѕα αѕıℓ şιм∂ι şєутαηα αℓ∂αηѕıη!
MeyRa Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 23.03.09, 03:32   #4
MeyRa
Çırak Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Mar 2009
Mesajlar: 97
Konular: 31
İtibar Gücü: 0
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi : MeyRa is on a distinguished road
Standart Cevap: AŞkÇa..

AŞKIN YANLIŞLARI

İlişkiler çıkmaza giriyorsa durup bir düşünmek gerek. Bir ilişkiyi yürütmek için bize öğretilen şeyler aşkın katili olabiliyor. Ve maalesef aşkta bir yanlış bile onlarca doğruyu götürebiliyor.

Franzsız şair Louis Aragon'un ''Mutlu Aşk Yoktur'' şiirini 1942 yılında Elsa'ya yazdı. Bu kadar aşıkken sevdiğine neden ''Mutlu Aşk Yoktur'' diyordu Aragon?

Gerçekte, bu şiirde ortaya çıkan sorun, mutlu aşkın olup olmadığı değil., mutlu çiftin olup olmayacağıdır. Çünkü çift olmak erkeğin ve kadının en yüce şeklidir.

YANLIŞLARIN KAYNAĞI

Aile, toplum, arkadaş grubu, gelenekler, adetler, söylentiler, dedikodular... her kafadan bir ses çıkar, her duyulanın doğru olduğu sanılır. Herkes kendi doğrultusunda, kendi düşüncesini dayatmaya çalışır. Maalesef bunlar insandan insana kuşaktan kuşağa aktarılır.

AYNI KAFADA OLMAK

İşte en büyük yanlışlıklardan biri sevgilimiz bizimle aynı kafada olmalı. Peki sonra ne olacak? Öncelikle kadın ve erkek, genetik olarak birbirinden farklı iki dünyadır. Bu iki dünyayı tanıyıp keşfetmek farken neden insan kendi düşüncesinin aynısını taşıyan biriyle birlikte olmak istesin? Sıkılmaz mısınız? Zaten siz varsınız, neden aynen sizin gibi birini daha isteyesiniz ki?

SORUNSUZ YAŞAMAK

İşte bu mümkün değil. Tartışmalar ilişkiye renk katar. Tabii bunları kronik kavgalar haline dönüştürmezseniz. Küçük sorunlar sizin birbirinize kenetlenmenizi ve birbirinizi daha iyi anlamanızı sağlar.

ORTAK ZEVKLER

Ortak zevkleri içermeyen bir ilişki, iyi bir ilişki değildir denir. Peki nereye kadar? Oysa birbirimizden öğrenecek çok şeyimiz olmalı. Örneğin sevdiğiniz kitap okumaktan hoşlanmıyorsa siz ona okuduğunuzu anlatın.

HUZURLU OLMAK

İşte en büyük yanlış. Huzur sizin kendi içinizde olmalı. Bunu içinize yüklemeye kalkmayın. Aşkta huzur arayan yanılır. Aşk tam tersine huzursuzluktur. Huzur arıyorsanız annenizin kucağına , dostunuzun yanına koşun. Ama aşk huzursuzluğu barındırdıkça canlıdır.

HEM SEVGİLİM HEM DOST
Nasıl yani? Sevgilisiniz siz, dost değil. Sevgilinizle ayrı dostlarınızla ayrı ilişkiniz olmalı. Sevgilinize dostunuz gibi davranırsanız o ilişki acı sona doğru ilerlemeye başlar. Dostunuza sevgilim diyor musunuz? O zaman sevgilinize de dostum demeyin. Tabii bir de cinsellik var. Dostunuzla sevişmezsiniz. Ee o zaman...

MUTLAKA DEĞİŞMELİ

Hayır, hayır bin kere hayır. Değişmeyin, değiştirmeyin. Değişmeye çalışmak ego tatmininden başka bir şey değildir. Bunu sakın yapmayın karşınızdakini olduğu gibi kabullenin. Farklılıklarıyla sevin sevmiyorsanız da ayrılın.

BEKLENTİSİZ SEVMEK
Aşklardan öyle çok şey bekler hale geldik ki, beklentilerimiz yerine gelmediğinde kendi kendimizi yiyip bitiriyoruz. Tabii aşkta bitiyor. Ondan sonra gelsin acılar gelsin gözyaşı...
Bir başara bilsek beklentisiz sevmeyi öyle özgür hissedeceğiz ki kendimizi... bir öğrenebilsek aşkımızın başkalarına bağımlı olmadan sadece kendimizin içinde yeşerdiğini... bir anlayabilsek, aşkın başkalarını değil kendimizi mutlu etmek için gerekli olduğunu...
Hiç beklentisiz sevdiniz mi? Yani bugün telefon etmedi demeden, şu an nerede acaba diye kendi kedinizi yemeden, yaş günümü hatırlayacak mı acaba diye bir beklenti içine girmeden... sevdiniz mi hiç?

BİTECEKSE BİTER

Onun, size ait bir mal olup olmadığını kabul edip onu özgür yaşama ile sevmeyi denediniz mi? Yanındaki erkek arkadaşına aldırmamayı öğrenip, ama aldırmıyormuş gibi yapmadan, gerçekten aldırmadan. ''Bitecekse biter, bunu ben değiştiremem, beni sevmeyi bırakmasını değiştiremeyeceğim gibi'' diye düşünün.
Onu yersiz kıskançlıklara boğmadan ve kendinizi yıpratmaktan vazgeçebildiniz mi hiç? Hiç beklemeden çalan bir kapıda onu karşınızda görmek ne güzeldir bilir misiniz? Beklemediğiniz bir anda hediye almak en sevdiğinizden... ve beklemeden gelen bir ' seni seviyorum' mesajının tadına varabildiniz mi hiç?
Siz istediğiniz için değil, o istiyor diye yapıldı mı tüm bunlar? Ve beklentisiz sevmenin tadına bakabildiniz mi hiç?

SÜPRİZLERLE MUTLULUK

'' Bugün beni hatırlamadı'' yerine ''hiç beklemiyordum senin geleceğini'' diyebilmek ne güzeldir oysa... onu boğmadan, kendinizi boğmadan, sevebilmek ne güzeldir.. Sahiplenme duygusundan uzak, sevmenin sevilmenin tadına varabildiniz mi hiç? Yapılmamış davranışlar, söylenmemiş sevgi sözcükleri ile kendi kendimizi aşk çıkmazında kaybedeceğinize hiç beklenmeyen bir demet çiçekle mutlu oldunuz mu?
Beklentisiz sevin... Ben beklentisiz seviyorum... niye aranmadım diye düşünüp kendi kendinizi yiyeceğinize hiç beklenmedik bir ' seni özledim' mesajıyla aşkı yakalayın.
Beklentisiz sevin... Ben beklentisiz seviyorum. O sizin sevgiliniz olduğu için değil. Ona tapulu malınız gibi. Çantanız, arabanız gibi davranma hakkını olduğunu düşünmeden. Onu, sevdiğiniz, onun da sizin sevdiğiniz için sevin.

YILLANMIŞ ŞARAP GİBİ..

Sevgiye karışan beklenti denen illeti hemen silin aşkın ak sayfalarından.
Göreceksiniz ki, o zaman aşk başka bir güzel. Göreceksiniz ki, o zaman sevgili daha bir romantik. Göreceksiniz ki, o zaman sevmek ve sevilmenin damaklarda bıraktığı tat yıllanmış şarap gibi. Beklenti zevkine karışmadan bir başka döndürüyor insanın başını.
Ben beklentisiz seviyorum. Onun nerede olduğunu merak etmiyorum. ''Beni bugün neden aramadı?''diye geçirmiyorum içimden, aramadığı zamanlarda.
Geleceğe dair hayallerimde yok zaten. Ben sevgiyi yaşıyorum. Onun yanımda olduğu anlar o kadar değerli, o kadar kıymetli ki. Gerçekleşmemiş ve gerçekleşmeyecek beklentilerle mahvetmiyoruz o anları. Beklentisiz sevmiyoruz. Sevmediğimiz için seviyoruz... Hayalsiz, geleceksiz, beklentisiz. Anlık seviyoruz.deneyin. Beklentisiz, sevmeyi deneyin bir gün. Beklentilerle boğduğunuz aşklarınıza acıyacaksınız...
__________________
∙♥ Dαнα düη diyorsαη gэçэη yıĿĿαrα
GözĿэrindэ αηıĿαr нαĿα yэşiĿsэ
Vэ нαĿα ısĿαĸsα ĸirpikĿэrin
ßırαĸıp ßütüη mutĿuĿuĸĿαrı,
ßırαĸıp ßütüη güzэĿĿiĸĿeri ßir yαηα
ßэĸĿэdiηsэ yoĿĿαrımı
ßэĸĿэ gэĿiyorum... ؟∙♥




gєℓмєzѕєη вєη αηℓαтαмαм,ѕєη ѕöℓє уüяєğιмє.
ѕєηι вαηα gєтιямєуєη güηαнℓαяıмα уαηѕıη !
ѕöуℓє уüяєğιмє єƒєη∂ιм !
нαѕяєтιηє ∂αуαηαвιℓιуσяѕα αѕıℓ şιм∂ι şєутαηα αℓ∂αηѕıη!
MeyRa Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 23.03.09, 03:52   #5
MeyRa
Çırak Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Mar 2009
Mesajlar: 97
Konular: 31
İtibar Gücü: 0
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi : MeyRa is on a distinguished road
Standart Cevap: AŞkÇa..

BİR BAŞKADIR YAZ AŞKI..

Baharı yaşıyoruz ama yazın gelmesine de bir şey kalmadı. Yazın yaşanan aşkın tadı başkadır. Bu aşklar yaz kadar kısa da sürebilir, ömür boyuda devam edebilir. Ama dikkatli olmanız gereken noktalar var.
Güneşin ve sıcağın yüreğinizi kıpır kıpır ettiği yaz aylarında aşka karşı daha korumasız olur insan. Uzun süren kış günlerinden çıktıktan sonra yeni heyecanlara yönelmek çok normal. Ancak yaşayacağınız yaz aşkı eğer dikkat etmezseniz hayatınız boyunca yüreğinizde taşıyacağınız bir acıya dönüşebilir. Bunu engellemekte sizin elinizde.

Bir yaz aşkını unutabilmek için yapılabilecek en kötü şey başkasına sarılmaktır. Bu durumda acınız azalmayacağı gibi bu mektupta da görüldüğü gibi daha büyük acılarla karşılaşma olanağınız çok büyüktür. Aşkta her zaman çivi çiviyi sökmez. Yaz aşkını unutmak zorunda değilsiniz. Elbette güzel yanlarıyla yüreğinizde her zaman yaşayacaktır. Ama normal yaşamınıza devam etmelisiniz. Yaz aşkınız kötü bittiyse bir süre ilişkiden uzak durun. Ancak kendinizi bir başka ilişkiye hazır hissettiğinizde başlayın. Tatil güzel şey. Aşk da öyle. Yaşayabileceğiniz kadar yaşayın ama asla abartmayın.

GİZEM SAÇMALIĞI

Bir 'gizem' takıntısıdır gidiyor. Gizemli olmak bir erdemmiş gibi sunuluyor insanlara. Duygularını saklayan içindekileri dışarıya vuramayan insanlar el üstünde tutuluyor.
Düşünebiliyor musunuz?

Karşınızda aşkından neredeyse yataklara düştüğünüz biri var. Ve ona 'Seni Seviyorum' diyemiyorsunuz. Kabus gibi bir şey bu...
Ben onları 'takıntılı hasta insanlar' olarak görüyorum. Mutlaka bir eksikleri vardır. Bu eksikleri gidermenin en iyi yolu da kendilerince 'gizemli' davranmakta bulmuşlardır. Hayat boyu aynı tiyatro oyununda o küçük rolü oynamak için çabalayıp durdular işte.
Birde duygularını saklamayan benim bu özelliklerimden dolayı 'en cesur kişi olarak' tanımladığım insanlar var. Aşkını, sevdasını, umudunu, hayalini, kısacası her şeyini sözcüklerle dile getirebilen insanlar...

NE KADAR RAHATLAR
Çünkü onların kendilerine güvenleri tam. Söyledikleri her şeyin arkasında durabilme erdemine sahipler. Hesap yapmadan içlerindeki her şeyi dile getirebilirler. Yaşadıkları her şeyin sorumluluğunu almayı bilirler.
Duygular, coşkuyla yaşanır içte kalan, dışarı vurulmayan her duygu, bir süre sonra insan için bir silaha dönüşür. Ağlamanız gerektiği yerde ağlayın. Gülmeniz gerektiği yerde gülün. Çünkü siz insansınız. Duyguları yok sayamazsınız.
Böyle davrandığınız için sizi eleştirenlere de gülüp geçin. Onlardan üstün olduğunuzu hiç unutmayın. Duygularınızı dile getirdiniz diye kimse sizi yargılayamaz.
Sevdiğim bir söz var: Körler onları görmese de yıldızlar vardır... Bırakın onlar görmesin. Ama siz başınızı gökyüzüne çevirin ve bakın. Sonra da kendi yıldızınızı seçin.

HERZAMAN AŞK ..

Aşk anlık bir şey. Herkes herkese aşık olabilir. Önlenemeyen sarsıntıdır aşk. Zaten önlenemiyorsa aşktır en çok. Engellenemiyorsa... kaçamıyorsan... kendini tamamen unutabşliyorsan...
Aşk anlık bir şey...Bir an,insanın içindeki o dev duvardaki,kritik bir taşın hareketi...Yıkılması aslında çok güç ve hatta neredeyse olanaksız o duvar,titremeye,zaman zaman tüm ağırlığını hissettirerek sallanmaya başlar.
Bunun ürettiği korkuya bağlı bir duyarlık...
Aşk işte...

Bu yüzden aslında herkes herkese aşık olabilir...Giderek,belki de aslında herkes herkese aşıktır da,bunu bilmez...
O taşın hareketidir bunu anımsatan...
Bu yüzden bitti denen aşklarda bile en acılı duygu anımsayışlardır...
Aşk anımsamaktır
Ve elbette fark etmek.
Neyi mi?
Tam o an,oduvarı sarsan neyse;bir bakış,bir duruş,bir söz,susuş...

Her şeyi anınsayanlarınve yaşadıklarını hissederek yaşayanların çektiği nevrotik sancının sebebi,çokca bu değil mi?
Çünkü ilk neden ,özünde önemsizdir.
Çünkü;"neden"herşey olabilir...
Her şey...

Nedenlerin genellikle önemsiz olması,hayatımızı oluşyoran süreçte,aşk dışında şeyler için de elbette geçerli...
İşte bu nedensizlik yada önemsiz nedenlerin başlattığı o önlenemeyen sarsıntıdır aşk...
Zaten önlenemiyorsa aşktır en çok...
Engellenemiyorsa
Kaşamıyorsan...
Ve ferk ettiysen...
Bilinmeyen bir duruma dair saptama yapmak anlamlımı bilmiyorum...
Ama o fark vardır...
O kadın artık bütün diğer kadınlardan,o adam diğer bütün adamlardan farklıdır.
O an "hep"tir...
Olan bitan "hep",o anda olup biter...
Cinayetler,aldatış yada kaçışlar,hep o an ve hep o an içindir.
O anı sonsuz kılmak çabasımı,unutamayacak olmanın yarattığı bir cinnet mi?
Ne fark eder?
Öyledir ve artık hep öyle kalacaktır.Farkların giderek artması,ölçüsü tutulamayan ve hızla derinleşen bir tutkı ve önceden dünyaya yansıttığın acımasızlığın bir yansıması olarak,kendine ve aşık olunana kişiye dönüşür.
Her şey ona dönüşür...
O,her şeydir...
O zaman aşktır ve mutluluk veren acı çektiren ve acı çeken,özlenen ve özleyen,giderek söylenen ve söyleyen,birbirine karışır:
Bir olur...

Kendini aynada görmesen ve kendi sesini duymasan,eskiden bir "kendin" olduğunu bile anımsayabilirsin...
Unutabilirsin...
Ve unutmak...
Elbette aşkı yok sayabilmek için gereken en büyük,en gerekli yalandır.
"Unuttum" yalanı olmasa varoluşun tehlikeye girer...
Unutuğuna inanmak zorundasın.
Ve tüm inançlar gibi,kendisi için ne gerekiyorsa doğrusu odur...
Unutmak;ilaçtır.
"Bir aşkı;ancak,bir başka aşkla yok edebilirsin" demişti birileri.
Tabutuna çaktığın yeni bir çividir her aşk...
Elbette mezarının görkemi,çivilerin çokluğuyla değil,hala o tabutu parçalamaktan korumalarıyla güçlenecek...
Aşk...Mümkündür...
Ve ben aşığım...
Ötekileri unuttum...


İLİŞKİ VE MENFAAT

Yıllar süren aşklara gıpta ile bakıyoruz artık. İlişkilerimiz kısa sürüyor. Neden? Çünkü karşımızdakinden verebileceğinden daha fazlasını ister olduk. Çünkü menfaatimiz ilişkimizden daha önemli hale geldi.

Bir birlikteliğe başlamamız hep menfaatimizin bizi tetiklemesiyle olmaz mı? Karşı cinsten hoşunuza giden biriyle birliktelik yaşamamın temeli, ruhsal ve bedensel tatmini yaşamak, onun yardımıyla mutlu olmak, en basite indirgersek yanımızda bir partner olarak dolaştırmak, gezmek, yemek yemek, dolaştırmak, iyi vakit geçirmek...


SEVGİ OLMAZSA..

Bu böyle uzar gider, ama başlangıcın temelinde menfaat yatar. Zaman ilerledikçe, bu birliktelik sevgi ile harmanlanırsa eğer, işte o zaman düzgün bir hal alır. Tabii ki sevgi kahramanının ortaya çıkabilmesi için en başta sıraladığım özellikleri birlikte olduğunuz insanda bulmanız lazımdır. Yani birbirinizi sevebilmeniz için onun sizin isteklerinizi yerine getirebilecek, isteklerinize cevap verebilecek biri olması gerekiyor.
Günümüz için geçerli olan ilişki standardı tamamen böyle. Duygusallık, romantizm gibi kavramların bir ilişkide sıralanması değişti artık. Birbirine iyice ısınamayan insanlar, haliyle en son romantizmi yaşıyorlar. Neden birbirlerine ısınamadıklarını sorarsanız, tek sebebi menfaat kavramının ortaya çıkmasıyla , kişilerin davranışlarının değişmesi, samimiyetten uzak yapmacık olmaları . yaşanan ilişkilerin çoğu günümüzde artık böyle. Mutlaka istisnai durumlar vardır.

NEDEN BÖYLE OLDU


Tek bir sebebi var; insanların gözü açıldı. Zaman kısa ve çok çabuk ilerliyor. Herkes ne yaşadığına bakıyor. Peki bu kötü mü derseniz çok göreceli olduğunu söylerim ve yaşanan şeylerin kalitesi düşer diye de eklerim.


EKSİKLİĞİ TAMAMLAMA

Bir de başka bir durum var ki o daha da beter. Bazılarımız gerçekten bir ilişkide gerçekten aradıklarımın hepsini bulamayınca eksik kalan yönleri başkalarında arama özgürlüğüne kişilik acısından sahipler. Ama bir kısmı da var ki aldatma denildiğinde rengi uçuyor. İşte bu kişilerde aradıklarını bulamamanın ve beklentilere cevap alamamanın sonucunda içine kapanıyor, dengesiz bir hal alabiliyor ve haliyle beraber oldukları kişileri çok rahat kırabiliyor. Eğer böyle bir tavrınız var ise şimdiden söyleyeyim karşınızdaki gerçekten neden ona tavır aldığınızı anlayamıyor. Siz ise onun her zamanki gibi pat diye anlamasını bekliyorsunuz.

ÇÖZÜM : SABIR..


Peki bunların çözümü var mı var ise nedir? Karşınızdaki insandan size verebileceğinden daha çok şey beklememek ve elinizdekilerle mutlu olmak hem sizi rahatlatır hem de karşınızdakini tanıma ve sevme fırsatı verir. Çünkü sevgilinizin sizin isteklerine göre ki eğer katlanmaya niyeti var ise kendisini değiştirmeye çalışarak içine kapanmasını engeller ve bu tutumunuz sayesinde sizinle daha çok ilgilenir. Hatamız artık her şeyi çok çabuk elde etmeye çalışmamız. Çünkü çok sık sevgili değiştirip mutlu olamayan insanların sorunu da bu bence. Gerçekten de sabır hayatın her alanında olduğu gibi doğru bir ilişki içinde kullanılabilir bir anahtardır.

YABANCININ ÇEKİCİLİĞİ

Bir elektrik aniden ve tamamen görsel acıdan beğenmeye bağlı çekimin sonucu oluşur. Düşünsenize... hiç beklemediğiniz bir ortamda, ilk bakışta çok güzel ya da yakışıklı, seksi ve çekici bulduğunuz biriyle bakışlarınız kilitlendi peki ama o nasıl bir insan? Neleri sever, nasıl yaşar, nasıl bir karaktere sahip?
Aslında bütün bu sorunların tek ve çok basit bir yanıtı var. Onu çekici kılan şey zaten tanımıyor olmanız. Cazibesi yabancı oluşundan kaynaklanıyor. Peki şimdi ne yapacaksınız? Böyle bir bakışma sonsuza dek dürmeyeceğine göre bir şeyler yapmanız gerekiyor. Önünüzde iki seçenek var. Ya tanışmaya yönelik bir adım atacaksınız, ya da bakışlarınızı kaçırıp bundan önceki yaşantınıza devam edeceksiniz.

BU İŞİN RİSKİ DE VAR

Onunla tanışıp yakınlaşmaya başladıktan sonra ilk andaki mutluluğunuzun devam etmesi olasılığı var. Ancak büyük bir hayal kırıklığına da uğrayabilirsiniz. Bu yabancı tanıştıktan kısa süre sonra sıradan, sıkıcı bir insana dönüşebilir. Ağzını açıp konuşmaya başladığında sizde yanından kaçma isteği uyandırabilir. Bu son derece normaldir. Çünkü bir insanı sadece dış görünüşü ile değerlendirmek konuşmalarını fikirler ve karakter yapısı da işin sadece değerlendirmekle konuşmaları, fikirleri ve karakter yapısını da işin içine katarak değerlendirmek arasında büyük fark var. Herkes kendisini başkalarını en iyi özelliklerini ön plana çıkararak tanıtmayı çalışır.

ASLA ÇEKİNGEN DAVRANMAYIN

Diyelim ki tanışmaya karar verdiniz. Öncelikle çekingen davranmayın. Tek yapmanız gereken her uygar insan gibi onun yanına gidip merhaba diyip adınızı söylemek.
Tanıştıktan sonra rahat ve neşeli olmaya gayret etmelisiniz. Çünkü bu tavrınız onu etkileyecektir. Tanışma faslının ardından sohbete devam ettirmekte zorlanıyorsanız, içinde bulunduğunuz mekanı kullanın. O mekan hakkında konuşun. Bir süre sonra laf lafı açacak ve siz kendinizi koyu bir sohbetin içinde bulacaksınız.

İLİŞKİYE DÖNÜŞMESİ

Konuşmalarınız sonucu onun dış görünüşü kadar mükemmel bir insan olduğuna karar verdiniz. Eğer aranızdaki çekimin aynen o ilk andaki gibi devam ettiğinde ve birbirinizi tekrar görmek istediğinize karar verirseniz, aranızdaki bu ilişki başlamış demektir.
Böyle bir ilişkinin ne kadar süreceğini ve sizi ne kadar tatmin edeceğini baştan bilemezsiniz. Çünkü onu bu ilişki sürecinde tanıyacaksınız. Tanıdıkça onunla olup olmamayı siz karar vereceksiniz.

PEKİ YA TANIŞMAZSANIZ ?

O bakışma anı bitip karar aşaması geldiğinde şüphelerinizi bir kenara atıp onunla tanışmazsanız onun kim olduğunu asla öğrenemeyeceksiniz. Belki de güzel bir ilişki yaşama fırsatını baştan tepeceksiniz. Unutmayın, en büyük risk riske girmemektir.


__________________
∙♥ Dαнα düη diyorsαη gэçэη yıĿĿαrα
GözĿэrindэ αηıĿαr нαĿα yэşiĿsэ
Vэ нαĿα ısĿαĸsα ĸirpikĿэrin
ßırαĸıp ßütüη mutĿuĿuĸĿαrı,
ßırαĸıp ßütüη güzэĿĿiĸĿeri ßir yαηα
ßэĸĿэdiηsэ yoĿĿαrımı
ßэĸĿэ gэĿiyorum... ؟∙♥




gєℓмєzѕєη вєη αηℓαтαмαм,ѕєη ѕöℓє уüяєğιмє.
ѕєηι вαηα gєтιямєуєη güηαнℓαяıмα уαηѕıη !
ѕöуℓє уüяєğιмє єƒєη∂ιм !
нαѕяєтιηє ∂αуαηαвιℓιуσяѕα αѕıℓ şιм∂ι şєутαηα αℓ∂αηѕıη!
MeyRa Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 23.03.09, 04:00   #6
MeyRa
Çırak Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Mar 2009
Mesajlar: 97
Konular: 31
İtibar Gücü: 0
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi : MeyRa is on a distinguished road
Standart Cevap: AŞkÇa..

KISKANÇLARA ÖZEL..

Her insanın doğasında var kıskançlık. Ancak fazlası hem kendimize hem de sevgilinize zararlı. Peki bu duyguyu nasıl kontrol altına almalı? İşte size kıskançlığı tatlı bir duyguya dönüştürecek formüller
Kadın yada erkek fark etmez,aşkın en doğal ve belkide en tehlikeli duygusudur kıskançlık.Sevdiğiniz kişinin ilgisini başkasına yöneldiğini gördüğünüzde ister istemez bu duyguya kaptırırsınız kendinizi.Elbette,küçük kıskançlıklar aşka hoş tadlar katar.Ama işi biraz abartırsınız ve kıskançlığın esiri olursanız hiç de hoş olmayan olaylar yaşarsınız.

NEDEN KAYNAKLANIYOR..

Aşırı kıskanç insanlara şöyle bir bakın.Bunların çoğu hiçbir konuda kendine güvenemeyen insanlardır.Başkalarının kendilerinden üstün olabileceği fikri onları deli eder .Sevgilisinin kendinden üstün birisine kapılabileceği duygusuyla çıldırırlar.Sonuç olarakta çeşitli baskılarla onun başkalarıyla iletişimini engelleyip dünyasındaki tek insan olmanın planlarını yaparlar.Akılları sıra sevgilileri kimseyi görmezse yada kimseyle konuşmazsa sonsuza dek kendileriyle olacaktır.Bir de çevrenin yada içinde bulunduğu toplumun baskısıyla kıskanç davrananlar vardır.Ancak ben aşkın hiçbir şekilde sınır ve kural tanımadığını savunduğum için 'cesaretsiz ve zayıf' olarak nitelendirdiğim bu insanları ciddiye almıyorum.

NELERE MAL OLUR..

Şimdi sevgilinize nasıl aşık olduğunuzu ,onun en çok hangi davranışlarını sevdiğinizi bir kez daha düşünün.Diyelim ki onu kalabalık bir ortamda,onlarca kişiyla sohbet ederken tanıdınız.Ve sosyalliği,ataklığı,cana yakınlığı ilginizi çekti.Ama birlikte olmaya başladıktan sonra onun aynı tavırlar içinde olması sizi rahatsız ediyor .Çünkü onu kıskanıyorsunuz ve değişmesini istiyorsunuz .O da yine sizi çok sevdiğinden değişmeyi kabul ediyor .İşte en büyük hata ...Bir süre sonra göreceksiniz ki o sosyal,o atak o cana yakın insan gitmiş ,yerine sizin sözünüzden çıkmayan yada öyle görünen biri gelmiş.Baskı sonucu meydana gelen bu değişim bir süre sonra her iki taraf içinde çekilmez hale gelecektir.Çünkü değiştiren kişi "Sen eskiden böyle değildin" deyip yakınmaya başlayacak,değişen kişiye eski günlerin özlemini duyacaktır.Ve kaçınılmaz sonuç olan ayrılıkçok geçmeden kapıyı çalacaktır.Oysa aşkta baş koşul karşınızdaki kişiyi olduğu gibi kabullenmektir.Her haliyle,her hareketiyle ve her düşüncesiyle...Unutmatınki değişim sadece iyiye doğru olduğunda değişimdir.

NASIL ENGELLENECEK..

Öncelikle kendinize her konuda güvenmeniz gerekiyor.Unutmayın ki,siz sevgiliniz tarafından seçilmiş bir insansınız.Sadece bu bile başkalarından farklı olduğunuzu ortaya koyar. Üstelik o sizi kırasınız yada baskı kurasanız diye seçmedi. Ama yine de içimizde ki kıskançlık duygusunu bir türlü engelleyemiyorsunuz, bunu hafifletmnekten başka çareniz yok. Örneğin o çok sevdiği dekolte bluzü giymesini istemiyorsunuz. Bunu ona kesinlikle bu bluzu giyemezsin sözleriyle değil de bu bluz sana hiç yakışmıyor diyerek belli edin. Ama onunda karşılığında boğazına kadar kapalı siyah bir kazak giymesini beklemeyin.

SİZDE KATILIN

Diyelim ki onun görüşlerini istemediğiniz bir arkadaşı ya da arkadaş grubu var. Onlarla buluşacaksınız siz de gidin. Kendinizi tanıştırın onun sevgiliniz olduğunu belli edin. Aynı şekilde katılmak istediği toplantılarda bulunun. Böylece o ortamlarda ne yaptığını kimle konuştuğunu görebilirsiniz. Aklınızda her hangi bir kuşku kalmayacağı gibi de kendinizi rahat hissedeceksiniz.

YA GÜVENİLMEZLİK

Peki ya kıskanan değil de kıskanılan tarafsınız? Elbette kıskançlık duygusunun yok edilmesinde kıskanılan tarafın da çabası gerekiyor. Kıskançlığından yakındığınız sevgilinizi deiştirmek biraz da sizin elinizde. Öncelikle aşkta kararlı olmanız, ona sevdiğinizi hissetirmeniz, sevdiğinizinde size güvenmesini sağlayacaktır. Bunun en iyi yolu sevgi sözcüklerini bolca kullanmaktan geçer. Her fırsatta, her ortamda onu ne kadar çok sevdiğinizi, onunla ne kadar mutlu oldUğunuzu söyleyin.

AŞKI KAYBETMEMEK İÇİN

Kıskançlığı aşkı süsleyecek kadar yaşayın daha fazlası mutsuzluğun ilk adımı olacaktır. Kıskançlığınız önce sevgilinizi, sonra da sizi mutlu edecektir. Unutmayın, aşk hayatı zehir etmek için yaşanmaz. Şimdi sevgilinize sarılın ve onu sevdiğinizi bir kez daha söyleyin ve bugünden itibaren daha sağlıklı bir ilişki için de kıskançlığın sizi esir almasına izin vermeyin.

SEVGİSİZ OLMAZ

Sevmeden yaşamak... Nasıl mümkün olabilir ki bu? Susuz kalmış bir fidanın yaşaması nasıl mümkün değilse sevgisiz insanın da yaşaması söz konusu bile değil. Sevmeli, mutlaka sevmeli...
Bazı insanlar 'Sevemiyorum, aşık olamıyorum' diye yakınıyorlar. Böyle bir şey nasıl olabilir ki? Sevemeyişinizin nedeni aslında kendinizi sevmeyişinizdir. Kendine düşman olan insan aslında başkalarına da düşmandır. Aşağıdaki yazıda bunu kanıtlar nitelikte...

MUTLAKA SEVERSİN

Öyle yada böyle birini mutlaka seversin. İnsan olmanın, var olmanın, yaşadığını hissetmenin, bir şey olduğunu farkına varmanın en üst düzeydeki fiilidir sevmek. Mutlaka seversin. Sanal yada gerçek birini mutlaka seversin. Kendini gerekli hissetmenin anlamlı bir farklık olduğunu fark etmenin, yaşama sevincinin hücrelerinde dolaştığını kavramanın en üst düzeydeki sözcüğüdür sevgi. Mutlaka seversin. Doğru yada yanlış birini mutlaka seversin. Kendini çocuk gibi hissetmenin, hüznünü bir Eski Yunan tragedyası gibi, neşeni Dionisos şenlikleri gibi yaşayabilmenin, isteğin, arzunun, yoğunlaşmanın, ya da buharlaşmanın çağrısına kaptırabileceğin en üst düzeydeki duygudur aşk. Mutlaka seversin kalıcı yada geçici birini mutlaka seversin.

SEVGİSİZ YAŞANMAZ

Sevgi, zorunlu bir ilişki biçimi. Her zaman çakışmaz, bazen seven oluruz bazen de sevilen. Sevenin bir başkadır, sevdiğin bir başka. Bir ilişkinin ortasında bazen seven oluruz bazen sevilen. Hangisi olmak isterdiniz? Seven mi? Sevilen mi? Hafife almayın çok ciddi sorudur. Hayatta en az bir kez her insanın kendisine sorması ve cevabını dürüstçe vermesi gereken bir soru. İnsanın kendisini tanımlaması gereken bir alandır. Bir ilişkinin gidişatını belirleyen en önemli yol ayrımlarından biridir. Kimileri sevmeden yapamaz eksik hisseder kendisini, kimileri sevilmeden. Tabi ki çakışırsa müthiş bir şey olur, daha büyük bir keyif düşünülemez, ama gerçekçi olmak gerekir, her zaman çakışmaz bazen seven oluruz, bazen sevilen.

ASLOLAN SEVMEK
İnsan sevmeden yaşayamaz. Aslolan sevmektir. Karşındakinin ne düşündüğünün zerre kadar önemi yoktur. Sen varsın, sen yaşıyorsun ve birini seviyorsun, için üşüyerek seviyorsun, kendin için seviyorsun. Karşılık görmenin istatistiki bir anlamı yok. Kimse karışamaz, kimse engelleyemez, kimse anlayamaz, kavrayamaz. Deli gözüyle bakarlar size, sevdiğiniz insan bile. Doğrudur siz delisinizdir. Zararı kendisine dünya güzeli bir delisinizdir. Kimsecikler ulaşamaz size. Kendiniz için seversiniz. Karşınızdaki sizi aynı ölçüde sevmiyordur, belki de hiç sevmiyordur, ama sevilendir. Siz onu kendi istediğiniz gibi seversiniz. Sevme ilminin bütün inceliklerini gösteririsiniz. Öldüresiye seversiniz. O sizi sevmez ama hayranlıkla izler.

VAR OLMANIN ANLAMI

İnsan sevilmeden yaşayamaz. Sevilmek var olmanın anlamıdır. Birinin sensiz yaşayamayacağını , senden vazgeçemeyeceğini içinde hissetmesidir. Birinin bütün dünyasını üstüne kurmasından daha güzel bir şey olabilir mi? Güvenle bakarsın hayata. Bilirsin ki, o seninle vardır, sensiz yoktur. Elbette içinde bir boşluk hissettiğin zamanlarda olur, sende sevdiğin biri için deli olmak istersin. Ama senin için deli olan biri varken, sevildiğin bir ilişkiyi riske atmaya değer mi diye sorarsın kendine. Kendinde doğruladığın kendinde iyi hissettiğin bir ilişkide sevilen olmaktan vazgeçemezsin. Hep ararsın sevilen olmayı. Düşünmeyi, aranmayı, hediyelere boğulmayı, zor anlarında hep o birinin yanında bulunacağını bilmeyi istersin. Bir kere sevilen oldun mu, bir de asla sevilen olmaktan vazgeçemezsin.

DELİLER GİBİ SEV

Şu ya da bu şekilde sevmeden ya da sevilmeden yaşanmaz. Hayatın renkleri şarkıları, kelimeleri, kokuları, zevkleri, duygular uçar gider elinden. Dımdızlak kalırsın ortada. Bakarsın aval aval ben bu dünyaya niye geldim diye. Bir kez bile deliler gibi sevmeden, bir kez bile deliler gibi sevilmeden, karşılıksız sevilmenin hazzını erişmeden bu dünyadan çekip gitmek olacak şey değil.

TERK EDİLMEKTE VAR

İlişkiler biter ve terk edilirsiniz bu dünyanın sonu değil. Hayat devam ediyor. Üstelik yalnız olmanın bir sürü avantajı var. İşte size silkinip kendinize gelmeniz için birkaç ipucu...
Aylarınızı hatta yıllarınızı harcadığınız sevgiliniz sizi terk edip gitti. Şimdi aşkın acı çağı başladı. Peki bu acıyı nereye kadar yaşayacaksınız? Hayatınızın bundan sonraki bölümünü sadece onu düşünerek geri dönmesi için dua ederek geçirmek istiyorsanız buyurun yapın. Yok eğer hayatın insana her zaman seçenekler sunduğuna inanıyorsanız o zaman gözlerinizdeki yaşı silip bir an önce yaşama dönmelisiniz.






__________________
∙♥ Dαнα düη diyorsαη gэçэη yıĿĿαrα
GözĿэrindэ αηıĿαr нαĿα yэşiĿsэ
Vэ нαĿα ısĿαĸsα ĸirpikĿэrin
ßırαĸıp ßütüη mutĿuĿuĸĿαrı,
ßırαĸıp ßütüη güzэĿĿiĸĿeri ßir yαηα
ßэĸĿэdiηsэ yoĿĿαrımı
ßэĸĿэ gэĿiyorum... ؟∙♥




gєℓмєzѕєη вєη αηℓαтαмαм,ѕєη ѕöℓє уüяєğιмє.
ѕєηι вαηα gєтιямєуєη güηαнℓαяıмα уαηѕıη !
ѕöуℓє уüяєğιмє єƒєη∂ιм !
нαѕяєтιηє ∂αуαηαвιℓιуσяѕα αѕıℓ şιм∂ι şєутαηα αℓ∂αηѕıη!
MeyRa Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 23.03.09, 04:04   #7
MeyRa
Çırak Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Mar 2009
Mesajlar: 97
Konular: 31
İtibar Gücü: 0
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi : MeyRa is on a distinguished road
Standart Cevap: AŞkÇa..

KABULLENİN ARTIK

İlk yapmanız gereken şey, giden sevgilinin asla geri dönmeyeceğini kabul etmek ve yaşamınızı buna göre yönlendirmek. Bu fikri bir kez kabullendiniz mi yolun yarısını geçmişsiniz demektir. Ama sizi bu fikirden uzaklaştıracak her şeyi bertaraf etmelisiniz. Önce , onunla birlikte çektirdiğiniz fotoğrafları da yırtın atın ya da kıyamıyorsanız öyle bir yere saklayın ki siz bile bulamayasınız.
Sadece fotoğraflar değil tabii verdiği hediyelerde her gördüğünüzde size onu hatırlatacaktır. O hediyeleri bir kenara kaldırın. Onunla gittiğiniz yerlere gitmemeniz gerekiyor. Bir zamanlar birlikte hoş anlar geçirdiğiniz o mekanlar sizi eğlendireceği yerde üzer. Yani onu hatırlatacak her şeyden uzak durmalısınız. Böylece yeni hayatınıza ilk adımları attığınız günlerde cesaretinizin silinmesini engellersiniz.

YALNIZLIĞIN KEYFİ

Artık yalnızsınız dilediğiniz her şeyi kimseye hesap vermeden yapma özgürlüğünüz var. Bu ne büyük bir şans düşünsenize... Dilediğiniz filmi görebilirsiniz. Canınız istediği zaman istediğiniz yere gide bilirsimiz. Örneğin sabah kahvaltıyı küçük bir çay bahçesinde yaparken gazete ve dergilerinizi ' bırak artık o gazetesi benimle ilgilen' diyen biri olmadan rahatlıkla okuyabilirsiniz. Uzun yürüyüşlere çıkar, yarım bıraktığımız spor faaliyetlerinizi sürdürebilirsiniz. Sevgilinizin hoşlandığı ama sizin yapmaktan çok zevk alıp da yapmaktan vazgeçtiğiniz her şeyi yeniden hayatınıza yerleştirme imkanınız var artık.

YENİ ARKADAŞLAR

Sevgiliz varken ihmal ettiğiniz eski arkadaşlarınız size bir telefon kadar yakın. Onlarla buluşmanızı engelleyecek hiçbir şey kalmadı. Ama dikkat etmeniz gereken bir nokta var. Arkadaşlarınızla eski sevgilinizi ya da ilişkinizin bitme nedenlerini hiç konuşmayın. Bu, tekrar başa dönmekten başka hiçbir işe yaramaz. Onlarla günü keyifli geçirecek aktiviteler de bulunun. Oyunlar oynayın, gitmediğiniz yerlere gidin kısacası gününüzü gün edin.
Artık yalnız olduğunuza göre yeni insanlar tanımak, yeni arkadaşlar edinmek için engel yok. Yeni bir insan hayatınızda yepyeni bir ufuk açabilir. Ama bir hataya düşmemeniz gerekiyor. Her yeni tanıştığınız kişi sizi yalnızlıktan kurtaracak potansiyel sevgili adayı olarak görmeyin. Böyle bir durumda hayal kırıklığına uğrama şansınız büyüktür. Yeni bir aşka hazır değilsiniz daha. Bu yüzden bırakın bu yeni insanlar sizin arkadaşınız olsun. Zaman içinde aranızdaki elektriklenme onunla bir aşk yaşayıp yaşamayacağınızı gösterecektir. Ama daha baştan ' Aşık olmalıyım diye ' diye bir fikre kapılırsanız. O elektriği yakalayamadığınızda hep aynı şey olur. Keşke eski sevgilim dönse demeye başlarsınız.

ÖÇ ALMAYA KALKMAYIN

Sevgiliniz terk etti diye kızgınsınız. Ağladınız, bağırdınız çağırdığınız ama yatışmadınız. Aklınızda çok tehlikeli bir düşünce var: Öç almak. Onun en yakın arkadaşlarınızdan birini gözünüze kestiriyorsunuz. Sonra da baştan çıkartmak için bütün kozlarınızı kullanıyorsunuz. Başarıyorsunuz da... Peki sonra? Her açıdan zararlı çıkacak olan sizsiniz. Birincisi döneceği varsa da artık onun kankasının sevgilisi olduğunuz için dönemeyecektir. İkincisi sizi gerçekten sevmediği için terk ettiyse umurun da bile olmayacaktır. Ve siz hiç hazır olmadığınız halde zorla bir ilişki sürdürmeye çalışacaksınız. Üçüncüsü, bir insanı sırf egolarınızı tatmin etmek için kullanmış olacaksınız. İyisi mi böyle bir şeye kalkışmayın.

PEKİ YA DÖNERSE ?

Siz yeni bir yaşam kurmaya çalışırken var sayalım ki döndü. Böyle bir durumda tercih tamamen sizin. Bunu yaşamın size hazırladığı bir sürpriz olarak alıp onunla ilişkinizi kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Yok yeni hayatınızda ona yer yoksa bunu da yüzüne açık açık söyleyebilirsiniz.

VAZGEÇİLMEZİMSİN

Birine hiç vazgeçilmezimsin dediniz mi? Ya da her şeyden vazgeçerim ama senden asla? Henüz demediyseniz çok şey kaybediyorsunuz demektir.
İnsanın içine işleyen bir ayaza ev sahipliği yapan kış baharında seni düşündüğümde içime yayılan sıcaklığın, dışarıdaki iki metre karı bile eritebileceğini düşünüyorsam...
Uykudan yüzümde mutlu bir gülümseme ile kalkıp benimle birlikte uyanan güne senin adını veriyorsam...
Evimin bütün duvarlarında senin yüzünü görüp,bana baktığını hissediyorsam...
Ve bu beni her gün hep aynı şekilde heyecanlandırıyorsa...
İçtiğim çayın şekeri ,sigaramın dumanı,kahvaltımın her lokması sen oluyorsan....
Sokakta bana bakan her insan,yüzümdeki tarifsiz sevinci görüp hayrete düşüyorsa....
Sevdiğin şarkıyı defalarca başa alıp bıkmadan defalarca dinleyebiliyorsam...
Yüzlerce kişinin arasında bile kadehimi yalnızca senin şerefime kaldırıyorsam...
Başımı döndüren şeyin aslında içki değil, sana olan aşkım olduğunu biliyorsam...
Yorucu bir günün sonunda ufacık bir sözünle, bir gülüşünle uzun bir tatilden dönmüş gibi enerji doluyorsam...Gün boyu saatleri dakikakaları sayıp 'Neden geçmiyor bunlar' diye hayıflanıyorsam...
Ve hep seninle buluşacağımı anı bekliyorsam kitap okurken seni düşünmekten kendimi alamayıp aynı satırı defalarca tekrar ediyorsam...
Sonra sana bunu anlattığımda birlikte ne kadar güleceğimizi düşünüp keyifleniyorsam...
Seninle ilgili planlar yapıyorsam....
Sadece varsayımlara dayalı olsa bile o planları mükemmelleştirmek için her ayrıntıda dakikalarca düşünüyorsam...
İzlediğim filmdeki baş rol oyuncularını yerine kendimizi koyup '' Biz olsaydık böyle yapardık'' diyorsam...
Yüzyıllardır sevgililerin kullandıkları klasik sözcüklerin benim duygularımı anlatmaya yetmediğine fark diyorsam ...
Yine de bunları söylemekten hiç ama hiç bıkmıyorsam...
Aşkımın coşkusunu sana yansıttığımda seninde bana aynı coşkuyla karşılık vereceğini biliyorsam...
Kahkahanın en güzelini seninle atacağımı, yemeğin en güzelini seninle yiyeceğimi, içkininen keyiflisini seninle içeceğimi düşünüyorsam...

' Hayatın en anlamlı şeyi ne ' diye sorduklarında tereddüt bile etmeden senin adını verebiliyorsam...
Sen benim için vazgeçilmez olmuşsun demektir.



__________________
∙♥ Dαнα düη diyorsαη gэçэη yıĿĿαrα
GözĿэrindэ αηıĿαr нαĿα yэşiĿsэ
Vэ нαĿα ısĿαĸsα ĸirpikĿэrin
ßırαĸıp ßütüη mutĿuĿuĸĿαrı,
ßırαĸıp ßütüη güzэĿĿiĸĿeri ßir yαηα
ßэĸĿэdiηsэ yoĿĿαrımı
ßэĸĿэ gэĿiyorum... ؟∙♥




gєℓмєzѕєη вєη αηℓαтαмαм,ѕєη ѕöℓє уüяєğιмє.
ѕєηι вαηα gєтιямєуєη güηαнℓαяıмα уαηѕıη !
ѕöуℓє уüяєğιмє єƒєη∂ιм !
нαѕяєтιηє ∂αуαηαвιℓιуσяѕα αѕıℓ şιм∂ι şєутαηα αℓ∂αηѕıη!
MeyRa Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj Kapalı
Mesajlara Cevap Kapalı
Eklentileri düzenleme Kapalı
Mesajınızı düzenleme Kapalı

BB KodAçık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı





Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:37 .
vBulletin Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2010 , Jelsoft Enterprises Ltd.br
Yapımcı : Simedya Internet Hizmetleri © 2005 - 2010
ForumFinal.com Lisanslı FORUM Kullanmaktadır.
Forum SEO



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529